top of page

İDEAL DEVLET - FARABİ

Farabi'nin 1000 yıldan daha eski olan İdeal Devlet isimli eserini inceledim. İyi okumalar
İdeal Devlet

YORUMLARIM:

 

9 ve 10. Yüzyılın önemli İslam mütefekkirlerinden olan Farabi tarafından kaleme alınan eserde, insanın ve canlıların temeli olan yaradılış süreci ile akabinde meydana gelen dünya düzeni içinde insanların yaşaması için ideal devlet sisteminden bahsedilmiştir.

 

Eserde, yazıldığı dönem dikkate alındığında hem maddenin yaradılışı hem de insanın Allah’ı idrak edememesindeki süreçten bahsedilmektedir. Ardından, maddenin ve diğer canlıların yapılarından bahseden yazar, insanın yaratılan türler arasında en komplike olan tür olduğunu belirtir.

 

Eserin en şaşırtıcı unsurlarından birisi ise, insanın biyolojik yapısı hakkında 1000 yıl önce yazılmasına rağmen, günümüzdeki gerçeklerin tamamının bilinmesidir. Hatta insanın atardamarlarından, beyin sinirlerine kadar detaylı bir bilginin yazar tarafından o tarihlerde net bir şekilde bilindiği açıkça görülmektedir.

 

Bununla birlikte, batılı bilim insanları gibi, ruhu ve onun yapısını göz ardı etmeyen Farabi, diğer İslam alimlerinin yaptığı gibi insanı, ruhu ve vücuduyla birlikte bir bütün olarak kabul etmektedir. İnsan hayatı için en önemli olan organları da tek tek gerekçeli olarak ifade eden yazar, yalnızca felsefi bilgisinin derinliği dışında, günümüzde pozitif bilimler şeklinde adlandırılan alanlara da oldukça hakimdir.

 

İnsanın, doğanın ve yaratılışın sunumunu yaptıktan sonra ise, insanlığın devamı için uygun olan devlet şartlarından bahseden yazar, bu kısımda, tıpkı vücudu yöneten iki önemli organ olan kalp ve beyin gibi ülkeleri de yöneten bu şekilde nitelikli liderler olması gerektiğini ifade etmiştir. Bu hususta yönetim biçimi olarak net bir fikir beyan etmese de, nitelikli ve eserde sayılan meziyetlere sahip kişilerin ülkenin yönetiminde olması halinde ülke vatandaşlarının da erdemli şehirde yaşamanın ayrıcalıklarından yararlanabileceğini ifade etmiştir.

 

Erdemli şehir unsurunun batılı filozofların yorumladığı gibi maddi zenginlik ve refah içinde yaşamanın gerekleri üzerinden yorumlamayan yazar, çok daha kapsamlı şekilde değerlendirmeler yapmıştır. Hatta maddi refahın erdemli şehir insanlarının öncelikleri arasında sayılmadığını da dile getirmiştir. Çünkü erdemli insan olmanın gereklerini yerine getiren toplulukların aynı zamanda zengin bir şekilde yaşayacağı bir ülke düzeninin olacağını iddia etmiştir.

 

Görüleceği üzere eser, döneminin çok ilerisinde olduğunu, günümüzde dahi geçerli olan değerlendirmelerini 1000 seneden daha öncesinde yazmış önemli bir İslam mütefekkiri tarafından dile getirmiştir.

 

Günümüzde ise, ne yazık ki, yazarın tarif ettiği mahiyette bir ülkenin neredeyse kalmadığı açıkça görülmektedir. Modern olarak adlandırdığımız bu çağın insanı için maddi kazançların maneviyat ve insani değerlerden önce geldiği aşikardır. Yalnızca toplumsal olarak değil, küresel bir kültür çürümesi yaşayan dünyada, ahlak, maneviyat ve dayanışma gibi insani değerlerin yerini, maddi güç, beşeri hazlar gibi geçici heveslerin aldığını görmek insanlığın gittiği son noktaya dair dikkatlice düşünülmesi gereken sorunlardır.

 

Sonuç olarak eser, içermiş olduğu tümdengelimci anlatımı sayesinde, yaratılışın ve sonsuzun tanımı ile, insanın varoluş sürecinden sonra dikkate alması gereken hayati değerleri konu eden zamansız bir başucu kitabı olarak telakki edilmeyi kesinlikle hak etmektedir.

             

ALINTILARIM(*):

 

  1. En mükemmel bilgi, kalıcı olan ve ortadan kalkması mümkün olmayan şeyin, yine ortadan kalkması mümkün olmayan kalıcı bir bilgi ile bilinmesidir.

  2. Şunu anlamamız gerekir ki, İlk Olan’ın, bizzat kendisi bakımından kavranması, zor değildir. Çünkü o, mükemmelliğin en son mertebesidir. Ancak madde ve yoklukla karışmış olduklarından, akıllarımızın gücünün zayıflığının sonucu olarak, bizim O’nu idrak etmemiz güç, tasavvur etmemiz zordur. Biz onu olduğu gibi düşünemeyecek kadar zayıfız. Çünkü O’nun aşırı mükemmelliği bizi şaşırtır ve O’nu tam olarak tasavvur etmemize engel olur.

  3. Görünen bir şey ne kadar mükemmel ve kuvvetli ise, ona ilişkin görme algımız o kadar zayıftır.

  4. İlk Olan, var olan her şeyin kendisinden geldiği şeydir.

  5. O’nun varlığı kendi özü içindir. Bir başka şeyin O’ndan çıkması, O’nun tözünün ve varlığının sonucudur ve onlardan zorunlu olarak çıkar.

  6. Madde, suretin kendisiyle kaim olduğu nesnedir ve suret, madde olmaksızın varlıkta devam edemez. Maddenin varlığı suret içindir.

  7. Bir şeyin bilgisi, akıl kuvvetiyle veya tahayyül kuvvetiyle veya duyusal algı ile elde edilebilir. Akılsak kuvvetle idrak edilme özelliğine sahip olan bir şeyin bilinmesi arzu edildiğinde, arzu edilen şeyin elde edilmesini sağlayan fiil, akılsak kuvvette bulunan başka bir kuvvetten doğar.

  8. Duyusal algı ile kavranma özelliğine sahip olan bir şeyin bilinmesi arzu edildiğinde, onun elde edilmesini sağlayan fiil, bedenin bir fiili ile ruhun bir fiilinin birleşmesinden doğar.

  9. Bir şeyin tahayyülü arzu edildiğinde ise bu, farklı yollarla gerçekleştirilir: Onlardan biri, umulan ve beklenen şeyin tahayyül edilmesi veya geçmişte meydana gelen bir şeyin tahayyül edilmesi veya tahayyül kuvvetinin birleştirdiği şeyin temenni edilmesinde olduğu gibi, tahayyül kuvvetinin doğrudan fiili sonucudur.

  10. Kalp, bir başka organdan emir almayan amir organdır. Ondan sonra beyin gelir. Beyin de amir bir organdır. Ancak onun amirliği birincil değil, ikincildir.

  11. Kalp, tabii sıcaklığın kaynağıdır. Bu tabii sıcaklık ondan bütün diğer organlara yayılır ve sürekli olarak destek alır, beslenir. Bu, tabii canlılık taşıyan ruhun atardamarlar vasıtasıyla kalpten organlara gönderilmesi ile olur.

  12. Beynin diğer bir işi şudur: Tahayyül kuvveti ancak kalbin sıcaklığı belli bir derecede olduğunda işlevini yerine getirebilir. Aynı şekilde akıl kuvveti de ancak kalp belli bir sıcaklığa sahip olduğunda düşünebilir.

  13. Beyinden sonra rütbe bakımından karaciğer, ondan sonra dalak ve bundan sonra da üreme organları gelir.

  14. Meninin rahimdeki hazırlanmış kanla ilişkisi, sütü mayalayan mayanın sütle ilişkisi gibidir. Nasıl ki mayalanmış süt mayadan gelir, aynı şekilde cenin de meniden meydana gelir.

  15. İnsanda meniyi meydana getiren şey, meninin içinde bulunduğu kaplardır. Onlar kasıl derisinin altında bulunan damarlardır. Testisler de buna belli miktarda bir katkıda bulunurlar. Bu damarlar peniste bulunan kanala açılırlar ve bu damalardan meni, penis kanalına akar, oradan geçer, rahme dökülür ve rahimde bulunan kaba bir kuvvet ilkesi verir.

  16. Her iki cins tarafından ortak olarak sahip olunan organlar, erkekte daha sıcaktır, hareket etme ve hareket ettirme işlevine sahip olan organlar erkekte daha güçlüdür. Ruhsal arazlara ( tutkular) gelince, onlar içinde öfke ve sertlik, acımasızlık gibi kuvvete yönelik olanlar dişilerde daha zayıf, erkeklerde daha güçlüdür. Merhamet ve şefkat gibi zayıflığa yönelik olanlar ise, dişilerde daha güçlüdür. Ancak erkekler arasında duyguları dişilerinkine veya kadınlar arasında duyguları erkeklerinkine benzeyen bazılarının bulunması imkansız değildir. Duyu kuvveti, muhayyile kuvveti ve akılsal kuvvete gelince, erkek ve dişi arasında bunlar bakımından bir fark yoktur.

  17. Mutluluk, insan ruhunun varlık bakımından, güç alacağı bir maddeye ihtiyaç duymadığı bir mükemmellik derecesine ulaşmasıdır.

  18. Mükemmel toplumlar büyük, orta ve küçük olmak üzere üç çeşittir. Büyük toplum, oturulabilir, dünyanın bütününde bütün milletlerin bir araya gelmesidir. Orta toplum, oturulabilir dünyanın bir parçasında tek bir milletin bir araya gelmesidir. Küçük toplum, herhangi bir milletin oturduğu topraklar üzerinde tek bir şehir halkının bir araya gelmesidir. Bir köy halkının, mahalle halkının, bir sokakta oturanların, en nihayet bir ev halkının bir araya gelmesi ki bu sonuncu, en küçük birliktir- kusurlu, eksik bir toplumu meydana getirir.

  19. En üstün iyilik ve en büyük mükemmelliğe ilkin ancak şehirde ulaşılabilir, şehirde daha eksik olan bir toplulukta ulaşılamaz.

  20. Erdemli şehrin yöneticisi, rastgele bulunmuş herhangi bir insan olamaz. Çünkü yöneticilik iki şeyle olur: O insan, yaradılışı ve tabiatı bakımından yöneticiliğe istidatlı olmalıdır; O insan, yöneticilikle ilgili iradi meleke ve tutumları kazanmış olmalıdır. Nasıl ki, insanların çoğu tabiatları gereği hizmet etmek için uygunsalar, sanatların çoğu da şehirde hizmet etmek için uygun olan sanatlardır.

  21. Erdemli şehrin yöneticisi olmak için gereken 12 şartın tek bir insanda bir araya gelmesi zordur. Bundan dolayı, bu tabii yaradılıştaki insanlara her çağda ancak bir defa tesadüf edilir.

  22. İlk yöneticiden daha sonra gelip ona vekalet edecek yöneticide, doğuşundan ve çocukluğundan itibaren bu on iki özelliğin bir araya gelmesi ve büyüdükten sonra da onun aşağıdaki altı özelikle temayüz etmesi gerekir; O, bir filozof olmalıdır. İlk yöneticilerin şehir için vazettikleri, şehri yönetirken başvurdukları kanunları, kuralları, usulleri bilmeli, muhafaza etmeli, bütün fiillerinde bu yöneticilerin izinden gitmelidir. Eskilerin kanunlarında kaydedilmemiş bir konuda, onların yollarını izleyerek yeni kanunlar çıkarma, koyma konusunda üstün olmalıdır.

  23. Onların bildiği tek iyi şey, görünüşte iyi oldukları zannedilen bazı şeylerdir ki, bunlar beden sağlığı, zenginlik, şehevi zevkler, insanın kendi arzularının peşinde koşma serbestliği, saygı ve itibar görme gibi hayatta gaye oldukları düşünülen şeylerdir. Cahil şehrin halkına göre bunların her biri bir tür mutluluktur ve en büyük, en tam mutluluk da bunların toplamıdır.

  24. Cahil şehirlerin halkının ruhu eksik ve varlıkta devam etmek için zorunlu olarak maddeye muhtaç bir halde kalır.

  25. Tabiata uygun olan adalettir. O halde adalet, zorla elde edilen hakimiyettir. Adalet, her kim olursa olsun, insanın yolu üzerinde dikilen varlığın ezilmesidir. O halde adalet denen şeye uygun davranan, onun kurallarını uygulayan kişi ya kendisinin başkasına yağmak istediği şeyi başkasının kendisine yamasından korkan, zayıf bir insandır veya şeylerin gerçekten nasıl olup bittiğini bilmeyen, aldanmış, aldatılmış insandır. 

 

DEĞERLENDİRMELERİM:

 

Konu: Eserde, insanın ve canlıların temeli olan yaradılış süreci ile akabinde meydana gelen dünya düzeni içinde insanların yaşaması için ideal devlet sisteminden bahsedilmiştir.

 

Üslup: Yazarın ilk sayfadan itibaren teknik kavramlara sıkça yer vermesi ve verilmek istenen mesajlardan önce bu kavramları açıklaması okuyucu için önemli bir kriter olarak değerlendirilmelidir. Bu sayede verilmek istenen mesajlar tanımlar aracılığı ile daha kısa bir şekilde iletilebilmiştir. Ancak teknik tabirlerin sıkça kullanılması sebebiyle okuyucuların bazı tabirleri dikkatli şekilde takip etmesini önemli kılan bir anlatıma sahip olduğunun ifade edilmesi gerekmektedir.

 

Özgünlük: Eserin yazıldığı dönem dikkate alındığında kesinlikle çağının çok ötesinde bilgiler ihtiva etmeyi başararak hala geçerli olan evrensel bilgiler sunması günümüzde dahi özgün bir kitap olduğunun göstergesidir.

 

Karakter: Eser, niteliği gereği bu kategoride değerlendirilmeyecektir.

 

Akıcılık: Üslup bölümünde belirtilen hususlar dikkate alındığında, eserin türü itibariyle sürükleyici olmasının beklenmesinin abesle iştigal olacağının belirtilmesi gerekmektedir. Ancak üslup bölümündeki teknik tabirler sebebiyle akıcılık unsurunun da okuyuculara verilmek istenen mesajların daha sade şekilde iletilmesin zorlaştırdığı ifade edilebilir. Ancak, didaktik yapısı ve kullanmış olduğu bilimsel tabirlere karşın verilmek istenen mesajları da açık bir şekilde vermeyi başarmış bir kitap olduğu belirtilmelidir.

 

Genel: Yukarıda belirtilen kriterler uyarınca 10 üzerinden gerçekleştirilen değerlendirmede:

 

Konu: 9

Üslup: 7,5

Özgünlük: 8,5

Akıcılık: 7

 

puanlarını alan eserin genel ortalaması  8 puandır. Eserin türü ve yazıldığı dönem dikkate alındığında hala 8 barajını yakalayabilen zamansız bir kitap olarak kesinlikle her evde bulunması gereken başucu eserlerinden birisi olduğunun belirtilmesi gerekmektedir.

 

(*) : Alıntılarım başlığındaki bütün kısımlar:

İDEAL DEVLET

Yazar: Farabi

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Baskı: 19. Baskı – Ekim 2024

kapakta kullanılan fotoğraftaki kitaptan alıntı olarak kullanılmıştır.

Yorumlar


bottom of page